Herkes herkesle Akraba oldu sanki

Herkes Herkesle Akraba Oldu Sanki - Selahattin Uzun

Herkes herkesle Akraba oldu sanki

Şimdilerde Tv de bir yarışma programı var.
Her akşam yemek saatlerimizde yayınlanan.
“Büyük Risk” adı.
Hani çok tanıdık, bildik, çok benimsediğimiz bir sunucusu var.
Gelen tüm misafirlerine sadece adı ile hitap eden.
Sanki programa katılan herkes çocuğu, kardeşi, yakını, akrabasıymış gibi.
Sanki aile içi yılbaşı eğlencesi imiş gibi.
En önemlisi de milyonların gözleri önünde olduğunu unutarak.
Ya da milyonları umursamazcasına.
Nasıl bir örnek olduğunu bilmeden.
Ya misafirler.
Belki onlar da “naber Selçuk” cinsinden yaklaşacaklar ama emin olamıyolar.
Toplumun nasıl için için bozulduğunun ne güzel bir örneği bu.
Çıtayı yükseltecek olan insanlar çıtayı ne güzel de aşağı çekiyo.
Hani ibadet de, kabahat de gizli olur denirdi ya eskiden,

Şimdilerde ibadet de, kabahat de ortada yapılıyo.

Hem de gözlerimizin içine sokularak.
Yetmezmiş gibi üzerine bir de özel hayat eklendi.
Facebooklarla, twiterlarla öylesine ortaya serildi ki özel hayatlar,
Herkes, herkesle akraba gibi oldu nerede ise.
Herkes, herkes hakkında her şeyi ailesinden önce sanal alem öğrenir oldu.
Hatta, ailesinin asla göremeyeceği bir sürü anı, sanal alemin geniş ailesinin gözleri keyfine servis ediliyor artık.
E tabi bu şartlarda Selçuk Yöntem misafirlerine adı ile hitap etmiş çok mu?
Onların dilinden bir filmden alıntı ile “neremizi bozar”
Sorarsanız abi O,
Nerede ise dede.
Bir sanatçı.
Ev sahibi programın.
Şöhreti var.
Karşısındaki kim ki?
Sıradan bir kaç vatandaş.
Onları programa çıkarmış daha ne olsun.
Elbette susacaklar.
Yutkunacaklar.
Hafif insanlarsa, çiğnenen onurları karşısında gurur duyarcasına kahkahalar atacaklar.

Selçuk Bey’in karşısına gelen Aydın Doğan olsaydı hitap ne olurdu acaba?

En kötü ihtimal ile Aydın Abi olurdu dimi?
Yok yok Aydın Bey olurdu.
Abi mabi bozar adamı.
Ya gelen bir vekilse, bakan ise durum ne olurdu?
Kırım kırım kırılırdı incelikten belki de.
İlla, ya çok zengin ya da çok güçlü mü olmak gerek, hanım olmak için, bey olmak için?
Korkulan biri mi olunmalı?
Niye insanlar sadece yaratılmışlık hakkı için kendine bu payeleri layık görmüyor?
Samimiyetin saygının ifadesi değil mi Ahmet Bey, Ayşe Hanım demek?
Ahmet, Ayşe, Fatma onu küçümsemek değil mi?
Eskilerin terbiyesini ne çok arar olucaz kimbilir?
Onurumuz, gururumuz çay posası gibi suya karıştıktan sonra gelecek aklımız başımıza.
Bizi değersizleştiren tüm o insanlar için, kendimizi değerli sandığımız geride kalan günler için ne çok üzüleceğiz.
Selçuk “abi” program parasını alacak,
Misafirler evlerine dönecek,
Dün onlara hanım, bey diyenler için,
Birden Ayşe, Fatma, Ahmet, Mehmet oluverecekler günlük yaşamlarında.
Popülariteleri artar iken tam anlamı ile tüketim malzemesi olacaklar topluma.
Ne yazık ki, facebooklar tiwiterlar yine bu saygısızlığı överek çoğaltacak.
Ve yine ne yazık ki;
Bundan sancı duyanlar bile, duygularını yine aynı yol ile anlatmaya çalışacaklar tıpkı benim gibi.

Özgürlük yine Sanal Aleme teslim olacak.

Selahattin Uzun
2013.02.05

Share on email
Share on google
Share on twitter
Share on whatsapp

Bir cevap yazın

KAPAT