Ekmeksiz yaşayabilir misiniz?

Ekmeksiz yaşayabilir misiniz?

1 Haziran 2016 gecesi Saat 23.15.
Bir genç yaklaştı masaya.
Temiz giyimliydi.
Olsun, olsun lise çağındaydı.
Yörenin insanıydı belli.
Çok da düzgün olmayan bir Türkçesi vardı.
“Paramı düşürdüm”, “Çerkezköy’e dönebilmem için 20 lira lazım” dedi.
İçimden, “Vermeli miyim, çocuk ne kadar samimi diye” geçirdim.
Zaman zaman başıma böyle şeyler geliyordu elbette.
Masada üç kişiydik.
Sevdiğim bir aile vardı.

Kadın hiç tereddüt etmedi, eşine baktı.

O’nun da gözlerinde tereddüt yoktu.
Çantasından dört tane beş lira çıkardı.
Gence uzattı.
Göz göze gelişlerini görmek lazımdı.
“Bu saatte araba bulabilecek misin?” diye sordu kadın.
Genç bunu başarabileceğini söylemeye çalıştı.
Bir konuda tereddütü vardı kadının.
İçi rahat etmeyecekti.
Arkasından seslendi gencin.
“Araba bulamaz isen dön gel, bizde kal” dedi.
Eşine baktı.
Eşininin gözlerinde tereddüt yoktu.
Onayladı gözleri ile.
Sonra masaya döndü kadın.
Gözlerime baktı.
“Hiç yorum yapmıycam Selahattin Bey” dedi.
Oturdu.
Bir süre sustuk hep birlikte.
……………………
Tekirdağ Kiraz Festivali alanında, Tekirdağ Çölyakla Yaşam Derneği Standındaydık.
Dernek Başkanı Bahar Ayşegül Yılmaz ve eşi Aziz Yilmaz ile birlikteydik.
Tek Tedavisi Glutensiz bir yaşam anlamına gelen Çölyak Hastalığı ve bu güzel aile ile tanışalı daha bir kaç ay olmuştu.
Onlar “Çaresizlik ne demek” biliyorlardı.
Hangi niyetle olursa olsun, o genç, o tereddütsüz, samimi ve kendinden emin o tavrı ile, o koca festival alanında neden bizim masamıza gelmişti belki hiç bir zaman anlayamıycam ama,
Bir şeyi çok iyi anlamıştım dün akşam.

Yaşamak ve Yaşatmak için hala Umut vardı”

Selahattin Uzun
2016.06.02

Share on email
Share on google
Share on twitter
Share on whatsapp

Bir cevap yazın

KAPAT